Dünya Emekçi Kadınlar Günü Öncesinde sitede canım annemin “8 MART DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ FEMİNİZM VE KADIN YAZARLAR” başlıklı yazısını paylaşmaktan onur duydum. Onur yazıyı paylaştığım için değil böyle bir annenin oğlu olduğum için tabii ki.

 

8 MART DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ

FEMİNİZM VE KADIN YAZARLAR

AdsızAdsız2Adsız1

8 Mart 1857 tarihinde ABD‘nin New York kentinde 40.000 dokuma işçisi daha iyi çalışma koşulları istemiyle bir tekstil fabrikasında greve başladı. Ancak polisin işçilere saldırması ve işçilerin fabrikaya kilitlenmesi, arkasından da çıkan yangında işçilerin fabrika önünde kurulan barikatlardan kaçamaması sonucunda çoğu kadın 129 işçi can verdi. İşçilerin cenaze törenine 10.000’i aşkın kişi katıldı.

26 – 27 Ağustos 1910 tarihinde Danimarka‘nın Kopenhag kentinde 2. Enternasyonale bağlı kadınlar toplantısında (Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı) Almanya Sosyal Demokrat Partisi önderlerinden Clara Zetkin, 8 Mart 1857 tarihindeki tekstil fabrikası yangınında ölen kadın işçiler anısına 8 Mart’ın “Internationaler Frauentag” (International Women’s Day – Dünya Kadınlar Günü) olarak anılması önerisini getirdi ve öneri oybirliğiyle kabul edildi. (1)

Türkiye’de 8 Mart Dünya Kadınlar Günü 

Türkiye’de 8 Mart Dünya Kadınlar Günü ilk kez 1921 yılında “Emekçi Kadınlar Günü” olarak kutlanmaya başlandı. 1975 yılında ve onu izleyen yıllarda daha yaygın ve yığınsal olarak kutlandı, kapalı mekanlardan sokaklara taşındı. “Birleşmiş Milletler Kadınlar On Yılı” programından Türkiye’nin de etkilenmesiyle, 1975 yılında “Türkiye 1975 Kadın Yılı” kongresi yapıldı. 12 Eylül 1980 Askeri Darbesi’nden sonra dört yıl süreyle herhangi bir kutlama yapılmadı. 1984’ten itibaren her yıl çeşitli kadın örgütleri tarafından “Dünya Kadınlar Günü” kutlanmaya devam ediliyor. (2)

Türkiye’de bu kutlamalar yapıladursa da kadın olmak zordur bu ülkede. Nedenine gelince; Doğdukları andan itibaren ikinci sınıf insan muamelesi görürler, kız olarak doğmak ya da kız doğurmak bir eksikliktir bu memlekette kadın için, zaten doğurganlıkları da eril iktidarca yönlendirilir.( 3 de yetmez 5 çocuk)

Eğitimden yoksun bırakılırlar, öncelik erkeklerdedir. Bir biçimde eğitim görmüşse işe alınmada da tercih edilmezler. Çünkü evlenecek, çocuk doğuracak, ücretli ve ücretsiz izin alarak iş verimi düşecektir. O zaman eşit işe eşit ücret de verilmez kadınlara. Onlar evde oturup çocuk büyütmeli, elinin hamuruyla erkek işlerine karışmamalıdır.

Türkiye’de 2012 Ekim döneminde açıklanan resmi verilere göre, işsiz sayısı 2 milyon 541 kişi, işsizlik oranı yüzde 9,1 düzeyinde gerçekleşirken, diplomalı işsiz sayısı yüzde 11,1 ile 587 bin kişi olmuştur. Söz konusu dönemde erkek nüfusta 241 bin kişi işsiz kalırken, kadınlardan 346 bin kişi işsiz kalmıştır..

İşgücüne katılan yüksek öğretim mezunu erkek sayısı 2012 yılı Ekim ayında 3 milyon 271 bin kişi olurken bunun 3 milyon 30 bini iş bulmuştur. İşgücüne katılan yüksek öğretim mezunu kadın sayısı ise 2 milyon 14 bin kişi olurken bunun 1 milyon 668 bini işe yerleşebilmiştir.(3)

İşe yerleşmekle kadın rahata ermez. Sosyal güvencesi var mıdır, işveren sigorta primin zamanında öder mi, mobing tehlikesi, işten çıkarılma tehditleri Demokles’in kılıcı gibi başı üstünde dururken kadın ne kadar mutlu ve verimli olabilir?

Sosyal yaşamda da kadınların durumu her dönemde çok farklı değildir. Kadınların yarıya yakını hiç görmedikleri biriyle zorla evlendirilir. Kendi evinde ya da gelin gittikleri evde taciz, şiddet, ensest ilişkiye uğrarlar. Bir de çocukları olmazsa üstlerine kuma getirilir. Namus ya da töre denilerek öldürülürler.

Dünyada ve Türkiye’de her dört kadından üçü fiziksel, psikolojik, cinsel ve ekonomik şiddete uğramaktadır. Aile içinde kadına yönelik şiddet, aile içinde meydana gelen, cinsiyete dayalı, kadın üstünde baskı ve üstünlük kurmaya yöneliktir.

Aile içinde kadına yönelik şiddet her yaştan, her öğrenim düzeyinden, her gelir düzeyinden, her ülkeden bekâr, evli, boşanmış her kadının gerçeğidir. Tüm dünyada kadınlar kocaları, babaları, erkek kardeşleri, veya aralarında kan bağı- akrabalık ilişkisi bulunan diğer erkekler tarafından şiddete uğramaktadır. En acı gerçek de ülkemizde annelerin de kızlarının ölüm kararına katılmaları ya da susmalarıdır. Türkiye’de günde 3-5 kadın cinayeti işlenmektedir.

Bütün bunlar karşısında elbette pek çok şey yapılmakta, devlet, sivil toplum kuruluşları, uluslararası örgütler, dernekler, vakıflar, sendikalar, kadın platformları farkındalık yaratma, sorunla başa çıkma yöntemlerini uygulamaya koyma, yasa ve güvenlik güçleriyle bir ölçüde de olsa bu durum gündemde tutulmaktadır.

Bu kadar yoğun yaşanan ölümcül kadın sorunları karşısında kadın yazarlar da kalemleriyle kadınların yanında olmuşlardır. Cumhuriyetle birlikte kadın yazarlar edebiyat tarihimizde yer almaya başlamıştır. Halide Edip Adıvar’ı öncü kabul edersek onu Suat Derviş, Nezihe Meriç, Peride Celal izlemiştir. 1960-1970 yıllarında pek çok kadın öykücü edebiyat dünyasında görülmeye başlar. Sevim Burak, Sevgi Soysal, Leyla Erbil, Fürüzan, Nursel Duruel, Tezer Özlü, Gülten Dayıoğlu kadınlar ve çocuklarla ilgili yazan kadınlardır. 1980 li yıllar kadın öykücülerimiz çoğalmış ve pek çok özgün eserler vermişlerdir. Adalet Ağaoğlu, Ayla Kutlu, Erendiz Atasü, İnci Aral, Nazlı Eray, Pınar Kür, Latife Tekin, Ayfer Tunç, Alev Alatlı, Oya Baydar’ı sayabiliriz. 1990-2000 li yıllara geldiğimizde kadın sorunlarıyla ilgili, kadın duyarlığıyla yazan kadın yazarlar da çoğalmıştır. Feride Çiçekoğlu, Nalan Barbarosoğlu, Nemika Tuğcu, Feyza Hepçilingirler, Zeynep Aliye,Ayşe Sarısayın, Ayşe Kilimci, Müge İplikçi, Buket Uzuner,Duygu Asena, Lütfiye Aydın, Mine Söğüt’ü sayabiliriz. Zaten kadınla ilgili yazmayan kadın yazar var mıdır?

Bu kapsamda bazı kadın yazarlar ve ürünlerindeki kadın durumlarını incelemeye çalışacağız.

Suat Derviş: Türkiye’nin ilk kadın gazetecisi, Devrimci Kadınlar

Birliği’nin Kurucusudur. Gazetede ilk defa bir kadın sayfası oluşturan gazetecidir. Hayatını kalemiyle kazanmış ilkeli devrimci bir kadın yazardır.’Fosforlu Cevriye’ romanındaki kadın kahramanı gibi kadının cinsel bağımsızlığını, ekonomik ve politik haklarını savunmasıyla toplumsal gerçekçi bir yazardır. Aristokrat bir aileden gelmesine rağmen emekçinin yanında yer almıştır.

Duygu Asena: ‘Kadının Adı Yok’ onun en bilinen kitabıdır. Duygu Asena bu kitabında, bir kadının her gün her yerde yaşadıklarını tüm çıplaklığıyla, taze ve temiz bir dille anlatır. İlk 1987 yılında yayımlanan kitap kırk baskı yapar. Feminist yazında yepyeni duyarlılıkla yazdıkları, feminist hareketi güçlendirmiştir. Kadının toplumsal baskılar sonucunda sürekli geri planda kalması, eril bakış açısından değerlendirilmesi onun artık buna ‘dur’ deme zamanının geldiğini, sesini yükseltmesini ve haksızlıklarla savaşmak için birlik olma,  güçlenme ve fikirlerini yaşama geçirmenin itici gücü olmuştur.

Sevgi Soysal: Sevgi Soysal, Türk edebiyatının en güçlü hikâyeci ve romancılarından biri olarak anlatılarında kadını, çocuğu, kent yaşamının zorluklarını, erkekleri ve siyaseti yazar. Çok özel, değerli ve farklı bir bakış açısı vardır Sevgi Soysal’ın. Dili bazen alaysı olup, bozuk düzenin anlamsızlığını, insan ilişkilerinin acımasızlığını, baskı düzeninin bayağı ve gülünç yönlerini gösterir. Öykülerindeki kadınlar karşıtlıklar içinde bir bütünlükle anlatılır.

Leyla Erbil:1950 den sonra öykücülüğümüzdeki yenileşme hareketinin içinde yer alan Leyla Erbil öykücülüğümüze yeni bir hava getirir.

Biçimde getirdiği bu yenilik, içerikte de kadın kimliği açısından karşı cins, cinsellik, aile, toplum ilişkisi içindeki genellikle aydın kadının serüveni, materyalist sorunsal da göz önünde tutularak ortaya konur. Erbil  kadına eleştirel olarak da bakar ancak burada bir başkaldırı da  söz konusudur. (4) Kadın kimliğine yeni boyutlar getirmiştir.

Ayla Kutlu: Türk edebiyatında geçmişi, yarına; yerel kültürü, ulusala ve evrensele bağlayan Kutlu, ‘Kadın Destanı’, ‘Mekruh Kadınlar Mezarlığı’, ‘Cadı Ağacı’.’ Sen De Gitme Triyandafilis’ kitaplarında özellikle kadın kahramanları zengin bir anlatımla örer. Kafkaslar’dan, Mezopotamya’ya, Balkanlar’dan, İskenderun’a, Mardin’den, İstanbul’a çeşitli kadınlar ve kadınlık hallerini öykü ve romanlarında coşkuyla anlatılır. Yoksulluk, yoksunluk, umursamazlık, unutkanlık, ihanet, sadakat zaman, mekan ve insan zenginliği yazarımızın arı-duru diliyle eserlerindendir.

Erendiz Atasü: Anı, günce, mektup, inceleme- araştırma, öykü ve roman yazan Atasü’nün ilk kitabı ’Kadınlar Da Vardır’ 1982 Akademi Kitabevi Öykü Ödülü’nü alır. Eserlerinde kadın-erkek ilişkisine ve çelişkisine, yaşam ayrıntısına, dünyayı nasıl görüp algıladığına ve sorguladığına bakarak insanlık ve kadınlık hallerini yazar. Toplumsal yaşamda kadınlara uygulanan farklı ahlak kuralları, cinsellikle ilgili yazan kadın yazarlar için uygulanan baskılar, ki kendini yazdığı düşüncesinden vazgeçememe, onu sığ görme ve oto sansür uygulamak zorunda hissettirme de ayrı bir sorundur. Atasü’nün eserlerindeki kadınlar evlilik kurumunu ve kadınlık durumlarını sorgulamaya girişirler. Şiddet, iletişimsizlik, boşanma, annelik de işlenen temalardandır.

Bilinçli kadın hareketleri Türkiye’de Batıya yönelme dönemlerinde görülmeye başlar. Adile Sultan(1826-1899) kadın hakları için bir vakıf kurmuş, Yaşar Nezihe Bükülmaz (1882-1971)dönemin grevlerine katılarak, Kadın Haklarını Savunma Derneği’nde yer almış; böylece kadın hareketleri, 1913’te Kadın Dünyası adlı dergiyle ülke genelinde bir değere ulaşmıştır. Kurtuluş savaşında, Cumhuriyet döneminde ve günümüzde kadınlar adalet, eşitlik ve özgürlükleri için toplumsal, bireysel ve yasal etkinliklerini sürdürmeye devam etmektedirler.

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü hepimize kutlu olsun.

KAYNAKÇA

  1. http://tr.wikipedia.org/wi
  2. http://tr.wikipedia.org/wiki/D%C3%BCnya_Kad%C4%B1nlar_G%C3%BCn%C3%B
  3. http://www.tuik.gov.tr/Gosterge.do?id=3536&metod
  4. Eşik Cini, Öykü Kültürü Dergisi, Mart-Nisan 2007, Sayı: 8 (sayfa 54)
  5. Aliye Zeynep, ‘Yüzyüze Edebiyat, Bilgi Yayınevi, Ankara, 2001
  6. Andaç Feridun, ‘Edebiyatımızın Kadınları’, Dünya Kitapları, İstanbul, 2004
  7. Asena Duygu, ‘Kadının Adı Yok’ 1987, İstanbul
  8. Atasü Erendiz, ‘Edebiyattaki Kadın İmgelerinde Cumhuriyet’in İzdüşümleri, 75 Yılda Kadınlar ve Erkekler’, Tarih Vakfı Yayınları, İstanbul 1998.

images

Değerli hocamız Belma Tokuroğlu ile kadının sosyal politika açısından algılanışı ve hem sosyal hayatta, hem işgücü piyasasındaki konumu üzerine yapacağımız röportaj 8 Martta sitede olacak. Hocama şimdiden teşekkür ediyorum. Teklifimi geri çevirmeyip, değerli vaktini ayırdığı için.

Makalenin tüm tespitleri oldukça çarpıcı. Ancak kaplumbağa terbiyecisi tablosunun yorumları beni çok etkiledi. Türk tarihindeki derin yapılanmaların ve merkez – çevre unsurların açıkça ortaya konulması da makaleyi farklı yapıyor. Aşağıdaki linkten ulaşılabilir.

http://journals.istanbul.edu.tr/tr/index.php/iktisatsosyoloji/article/view/11384/10644

http://youtu.be/Pl1tloLQsCU

Heineken’in iş görüşme yöntemi belki videosu youtube’da paylaşılacak kadar ilginç ve yenilikçi. Ancak iş görüşmelerinde koltuğun karşısındakiler için pek mutluluk verici olduğunu düşünmüyorum. Ayrıca ne ölçüde mahremiyet ilkesine uygun onu da bilmiyorum. Yani emek değerleri açısından bakıldığında çok hoş görünmüyor.

Bir nokta daha var ki, kariyer gelişimcileri, mülakat teknikleri gibi konuların aslında safsatadan ibaret olduğu, kurgulanmış cevapların, hazırlanılmış sahte davranış biçimlerinin karşısındakini aptal yerine koymak olduğu ve bunun aşılması için yeni yöntemlerin denendiği görülüyor. Yani en yeni mülakat tekniği “be yourself, no matter what that say”. Ya da bizden bir teknik, “ya olduğun gibi görün, ya da göründüğün gibi ol”. Gerisi hikaye.

Bu arada teknolojinin personel seçimine etkileri çok net görülüyor. Heineken işe alacağı personelin mülakat videolarını oylatıp ona göre seçim yapıyor. Yani facebookta paylaştığınız videonun kaç tık aldığı önemli hale gelebiliyor. 

Adsız

Arş. Gör. Volkan IŞIK’ın “Kurumsal Sosyal Sorumluluğun Değiştirdiği Çalışma Kavramı ve Yeni Bir Çalışma Alanı Olarak Sosyal Girişimler” isimli sunumunu dinleyip üzerine konuşacağımız tartışma zamanı Yarın Saat: 14:00′da Yeni Seminer Salonunda olacak. İlgilenen herkesi bekleriz.

Sitemde bundan sonra misafir yazarları da ağırlayacağım. İlk misafirim oda arkadaşım Arş. Gör. Işıl KURNAZ. Beni yalnız bırakmadığı ve değerli vaktini ayırdığı için sevgili arkadaşıma teşekkür ediyorum.

http://youtu.be/cBnw8EjWdlQ

İlk canlı yayınımızdı, heyecanlıydık, bazı yorumlara göre Cem Hoca bizi canlı yayında sözlü yaptı ama genel olarak oldukça başarılı bulundu yayın. Buradan tamamına ulaşabilirsiniz.

Genel anlamda işsizlik ve işsizlik sigortası üzerine uzunca sohbet ettik. Faydalı bir program oldu. Poyraz Ali’ye de selam çaktık, o açıdan da güzel oldu.

Adsız

Prof. Dr. Cem KILIÇ ile birlikte kaleme aldığımız “Genç İşsizliğine İlişkin Teorik Çerçeve ve Dünya’da Genç İstihdamının Durumu” başlıklı makalemiz İstihdamda 3i Dergisinin 7. sayısında yayımlandı. Buradan ulaşılabilir. Makaleye ilişkin yorumları bu posttan gönderebilirsiniz.

http://www.iskur.gov.tr//DesktopModules/DNNCorp/DocumentLibrary/Components/FileDownloader/FileDownloaderPage.aspx?tabid=97&did=11299&pid=0&lrf=/DesktopModules/DNNCorp/DocumentLibrary/App_LocalResources/DocumentLibrary&cl=tr-TR&mcs=%2fDesktopModules%2fDNNCorp%2fDocumentLibrary%2f&uarn=Administrators&cd=false&tmid=548&ift=1

 

 

Öğrencilerimiz için güzel bir deneyim olabileceğini düşündüğümüz gönüllülük programları için başvuru ilanı. Ekteki bilgiler dahilinde başvurarak güzel bir deneyim yaşayabilir öğrencilerimiz.

Aşağıdaki linkten ulaşılabilir. İki ayrı link, iki ayrı ilan söz konusu.

http://www.basin.gazi.edu.tr/basinduyurular/27122012gonullu2.pdf

http://www.basin.gazi.edu.tr/basinduyurular/27122012gonullu1.pdf

indir (2)

Sendikal hakların ve özellikle sendikal güvencenin sendikaların perspektifini ve işleyişini geliştireceği söylenen yeni yasalar ile kısıtlanmadığı, toplu sözleşme sürecinin ortasında geceyarısı ilgisiz bir kanuna ek madde ile grev yapılamayacak yeni bir işkolunun eklenmediği, Dünya’nın en hızlı memur sendikacılığı gelişiminin en azından sendikal hak gelişimleri sonucu sağlandığı, “senin çocuğun da işsiz kalsın” veya “böyle öğretim görevlisi olsa ne olur, olmasa ne olur” diyen devlet görevlilerinin olmadığı;

TOGO işçilerinin işverenin kapattığı fabrika sonucu kaybettikleri işlerine geri dönebildiği, kadınların daha çok işgücü piyasasına girebildiği ve istihdamının sağlandığı, 300 tonluk kapakların işçilerin üzerine düşmesinin engellenebildiği;

YENİ VE MUTLU BİR YIL DİLİYORUM

indir (1)indir

indir (3)

 

Benim anladığım kadarıyla bölüm öğrencilerimiz için büyük bir fırsat bu eğitim. Ulaşım masrafları karşılanıyor, eğitim süresince masrafları karşılanıyor ve ön ödeme imkanı var. Bölüm öğrencilerimiz kesinlikle başvurmalı.

AB Gençlik Programı Eğitim ve İş Birliği Planı (TCP) kapsamında, gençlerin profesyonel yaşamdaki potansiyellerini artırmaları amacıyla, onların eğitimler aracılığıyla edindikleri deneyimlerini, profesyonel iş yaşamlarına aktarmaları hedeflenmektedir. 21-27 Nisan 2013 tarihinde İstanbul’da gerçekleşecek olan eğitimin dili İngilizce ve son başvuru tarihi 24 Şubat 2013’tür.

Başvurusu kabul edilen katılımcıların ekonomi sınıfı seyahat, vize ve seyahat sigortası masrafları kendileri ile yapılacak sözleşmeler doğrultusunda karşılanacaktır. Etkinlik süresince konaklama ve yemekleri ev sahibi ülkenin ulusal ajansı tarafından tedarik edilecektir. Kabul edilen katılımcılara ülkelere göre değişen oranlarda ön ödeme yapılabilmektedir.

Genel Bilgi : Ek belge gönderilmesine gerek yoktur. Başvuru yapmadan önce bilmeniz gereken diğer hususları öğrenmek için mutlaka incelemeniz gereken adres: Eğitim ve İşbirliği Planı (TCP)

Etkinliğe Özel Bilgi: Etkinliğin niteliği ile ilgili açıklama, hedefleri ve başvuran profilini öğrenmek için başvuru adresine gidilmesi gerekmektedir.

Başvuru İçin:
http://www.salto-youth.net/tools/european-training-calendar/training/youth-work-ii-training-course-on-youth-employment.3235/

Sorularınız İçin [email protected] (Yukarıdaki genel bilgi ve başvuru adresinde açıklanmayan bir husus var ise kullanılacaktır).

Öğrencilerimizin staj olanaklarına nasıl erişebileceği ve kurumların staj yaklaşımının nasıl olduğunu bilmelerinin faydalı olacağı düşüncesiyle staj deneyimlerini paylaşıyoruz. Caner’e deneyimlerini paylaştığı için teşekkür ediyorum. Bu arada bilinmesi gerekir ki, staj deneyimini yaşadığı firmada full time çalışmaya başladı Caner. Yani staj deneyimi önemli arkadaşlar.

COCA-COLA İÇECEK’DE STAJ
Merhaba, ben Caner Kurşun. Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümü 4. sınıf öğrencisiyim. Bölüm Araştırma Görevlimiz Okan Bülbül ile yaptığımız sohbet sonucunda kendisinin sizlere yararlı olabileceğine inandığı bu staj yazısını yazmamı talep etti. Ben de sizlere 3 aylık Coca-Cola staj sürecim başta olmak üzere staj yapmanın artıları ve doğurabileceği olumlu sonuçlar hakkında, tamamıyla samimi olarak, bilgi vermeye çalışacağım. Öncelikle üniversite hayatımın son senesine gelene dek yaptığım stajları sırasıyla belirtmek isterim.
 Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Dış İlişkiler ve Yurtdışı İşçi Hizmetleri Genel Müdürlüğü, 2011
 Tes-İş Sendikası Genel Merkezi, 2012
 Coca-Cola Satış ve Dağıtım A.Ş. Ankara Satış Merkezi Finans Departmanı, 2012
Staj yapmak bana göre, biz öğrencilerin üniversite eğitimi sonunda hangi sektörde, hangi koşullarda, hangi şartlarda çalışacağımız sorularına cevap almamıza yardımcı olabilecek bir süreçtir. Staj yapmanın gelecekte bir iş garantisine dönüşeceği konusunda hemen hemen hiçbir şahıs veya kurumun garanti vermesi mümkün olamaz, olamayacaktır da. Fakat staj yapanların, staj yapmayanlarına oranla elde edeceği avantajlar mevcut olacaktır. Bunları sıralamak gerekirse; staj yaptığınız yerde göreceğiniz çalışma koşulları ile o kurum ve o sektöre ilişkin bilgiler, edineceğiniz referanslar ve mezun olduktan ne yapacağınıza ilişkin sorulara cevap olabilecek tecrübeler kazanabilirsiniz. İşte bu noktada, ideallerim doğrultusunda gelişen ve hayatımı değiştiren Coca-Cola İçecek’te yaptığım 3 aylık staj deneyimimin detaylarına ineceğim.

Coca-Cola İçecek’i tamamıyla kendi internet sayfalarından aldığım doğrultuda tanımlamak gerekirse; Coca-Cola Sistemi’nde satış hacmine göre altıncı sırada yer alan Coca-Cola İçecek A.Ş. (CCİ), The Coca-Cola Company (TCCC) markalarından oluşan gazlı ve gazsız içeceklerin üretim, satış ve dağıtımını gerçekleştirmektedir. CCİ Türkiye, Pakistan, Kazakistan, Azerbaycan, Kırgızistan, Türkmenistan, Ürdün, Irak ve Suriye’de 10 bini aşan çalışanı ile faaliyet göstermektedir. CCİ 22 fabrikası ile 360 milyona yaklaşan tüketici kitlesine gazlı içeceklerin yanı sıra meyve suyu, su, enerji ve sporcu içecekleri, buzlu çay ve çaydan oluşan gazsız içecekler kategorisinde de zengin bir ürün portföyü sunmaktadır.
Mezun olduktan sonra çokuluslu bir şirkette çalışıp yurtdışına açılmayı hedeflediğimden Coca-Cola’nın bunun için en iyi fırsatlarından biri olduğunu düşünmüştüm. O zamanlar Coca-Cola İçecek A.Ş. ile The Coca-Cola Company’nin farkını bilmediğimden Tüketici Danışma Merkezini arayarak derdimi anlattım. Üst üste gelişen telefon görüşmelerinden sonra Coca-Cola İçecek A.Ş. İnsan Kaynakları ile görüştüm. Kendileri gayet samimi ve profesyonel bir şekilde davranarak staj programları hakkında bilgi verip CV’mi e-mail olarak yollamamı talep ettiler. Yapacakları elemeler sonucunda mülakata çağıracaklarını, olumlu veya olumsuz her türlü sonucu bildireceklerini ifade ettiler. Bekleme sürecinin ardından 3 ayrı kişinin yaptığı mülakatları geçerek staj programına kabul edildim. Mülakat sürecinin uzun görünmesi başta sizin gibi benim de gözümü korkutsa da ne istediğinizi bildiğiniz sürece, tabi onların da isteklerini karşıladığınız ölçüde sanılan kadar zor değil.

Stajımı yaptığım Finans Departmanı’nda 3 ay süresince neredeyse hiç boş kalmadım. Bölümlerimizde gördüğümüz muhasebe dersleri ile birebir olarak örtüşmeyen ama genel olarak muhasebe ve fatura işlemleri ile bunların kayıt ve takipleri başta olmak üzere birçok konuda çalıştım. SAP programının büyük bir kısmını önemli paralar vermeden öğrendim. Microsoft Office programlarında da ciddi ilerlemeler kaydettim. Çalışanlarla aramda yaş olarak büyük farkların olmaması sayesinde çok güzel arkadaşlıklar kurup önemli ilişkilere sahip oldum. Bunlara ek olarak asgari ücret, sigorta, ücretsiz yemek ve ulaşım ile her ay sonu dağıtılan eşantiyonlardan yararlandım.
Sonuç olarak, geleceğiniz hakkında gerçekçi fikirler edinmek ve bu doğrultuda da staj yapmak istiyorsanız Coca-Cola sizler için çok ama çok büyük bir fırsat. Şunu da belirtmek isterim ki, Coca-Cola olmasa bile herhangi bir kurum ya da kuruluşta staj yapmanın faydasını mutlaka göreceksiniz. Umarım bu yazımla sizlerden biri olarak, geleceğinizi şekillendirdiğiniz şu günlere ufak da olsa bir katkı yapmış olurum.

CANER KURŞUN

fft64_mf1254147

Uzun bir zaman sonra pazar gününü evde geçirince “Yol Ayrımı” dizisinin tekrarını izleyebildim. Ben oldukça başarılı buldum diziyi. Aslını söylemek gerekirse biraz da “Muhteşem Yüzyıl”‘ın rövanşı olarak kurgulanacağı üzerine yorumların ben de yarattığı önyargı ile izledim. Fakat dizinin hiç de öyle olmadığını ve bir takım başka kaygılar gütmediğini en azından ilk bölüm itibarıyla söyleyebilirim.

Reisicumhur Gazi Mustafa Kemal’in ve Türkiye’nin demokrasiye geçiş anlamında verdiği ikinci sınavın “güdümlülük” dolayısıyla başarısız olduğu görüşü siyasi görüşünüz ne olursa olsun tarihi bir gerçek. Bunun televizyonlarda anlatılabiliyor olması önemli bir aşama. Ancak bu yapılırken gösterilecek itina da tabii ki önemli. Aynı şekilde “Muhteşem Yüzyıl”‘da gösterilmesi gereken itina gibi. Tarihi dizilerden öğrenmek tartışmasına hiç girmeyeceğim ancak ben kendi adıma televizyon sektörünün ne biliyim aynı tip sıcak mahalle hikayelerini anlatan diziler yerine bu şekilde diziler yapmasını tercih ederim.

Dizinin oyuncu kadrosunu da ben oldukça iyi buldum. Gerçi benim izlediğim dizilerin televizyon hayatı çok uzun ömürlü olmuyor. “Türkan”, “Suskunlar”, “Şaşıfelek Çıkmazı” geçmiş hazin deneyimler. Hikayenin de gelişimi dolayısıyla “Yol Ayrımı”da çok uzun olmayacaktır. Ancak Kemal Tahir’in eserinin televizyon ekranlarına uyarlanmasının ve genel kurgunun iyi olduğunu Çarşamba günü dizinin saatini bir yerlere not ettiğimi söylemem gerekir.

Radikal’de dün çıkan bir yazı da dizi ile ilgili ayrıntıları içeriyor. Buradan ulaşabilirsiniz.

http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetayV3&ArticleID=1113435&CategoryID=41

Avrupa Gönüllü Hizmeti öğrencilerimiz için biraz yorucu olan fakat çok eğlenceli zaman geçirilen ve yeni dostlukların kurulduğu bir program. Hele de Sicilya, Kanarya Adaları veya Venedik’te gerçekleşirse fantastik olabilecek bir deneyim olur diye düşünüyorum. Tüm öğrencilerimizin bir göz atmasında fayda var bence.

Aşağıdaki linkten tüm detaylara ulaşılabilir.

 

http://www.akademisyenler.org/haber_detay.php?hno=7462&ik=0

 

Entries with this post type link to a different page with their headline. Lorem ipsum dolor sit amet, consectetuer adipiscing elit. Aenean commodo ligula eget dolor.